Bozcaada’nın butikleri ve vs.vs.vs.leri

SNC02487
(İlk bakışta çaktırmasa da bol resimli bir yazı bu! :)))

Uzun zamandır Bozcaada’ya gitmek istiyordum. Sonunda kararımı verdim. Yalnız da olsa gidecektim. Hatta yalnız mı gitseydim… Mevsimi açılmadan, insanlar üşüşmeden, plaj değil keşif amaçlı bir gezi olmalıydı. Gerçek anlamıyla bir seyahat olmalıydı. Bunu en iyi yaşayacağım insanı biliyordum. Sonunda geçen hafta Seyahatperest’in Özge’siyle Bozcaada’ya gittik.

Ben ulaşımdan sorumlu partner olarak direksiyon başındaydım, o da yemeklerden sorumluydu…hem de tüm tatil boyunca! Zaten sürekli yedik. Hatta günlük programımızı nerede, ne zaman yiyeceğimize göre yaptık. Sağlıklı diyetlerde önerildiği gibi günde 6 kere ve üstü yedik ama sağlıklı diyetlerde önerildiği gibi yediğimizi söylemem mümkün değil.
4 gün nasıl geçti anlamadık, dönmek istemedik, neredeyse de dönmüyorduk. Bozcaada’nın mevsimi gelmeden gitmemiz iyi olmuştu. Koylar bomboştu, yemekler boldu, servis hızlıydı. Beğendiğimiz odada kaldık, beğendiğimiz masaya oturduk, beğendiğimiz yolda durduk.
Mevsimi gelsin, herkes gitsin, hevesini alsın, dönsün, biz bir daha gideceğiz.
Neyse lafı uzatmayayım, aramızda seyahat yazarı olan Özge; Seyahatperest’te en güzel resimlerle, en detaylı şekilde nerelerde kaldık, nerelerde yedik, yüzdük, içtik yazacak. Ben kendi konuma geçeyim: Bozcaada’nın Butikleri.
Bozcaada seyahatimiz dünyanın ne kadar küçük olduğunu gösteren tesadüflerle doluydu. Sanki oraya seyahate gitmemiştik, zaten hep oradaydık da yeni farkına varıyor gibiydik. Bilenler bilir on seneyi aşkın bir reklam geçmişim var. Bizim reklam camiasının da bir Deniz Barlas’ı var. Kendisinden sonra Manajanslı olduğum için çok istesem de tanışma fırsatım olmamıştı. Meğer Ada’yı bekliyormuşuz.
Ada’da son gecemizde Maya’ya gittik. Maya’yı bir restoran sanabilirsiniz ancak değil. Selçuk Aykan’ın evi. Bu arada ilk tesadüfümüz burada karşımıza çıktı; Selçuk, Konca Aykan’ın babasıydı. Evinde ağırladığı misafirlerine – ki en fazla 3 masa kabul ediyor – kendi yaptığı şarap ve peynirlerle başlayan nefis mönüler sunuyor. Sonra da oturup o zengin muhabbetiyle sizi mest ediyor. Neyse laf lafı açıyor ve Deniz Barlas’ı tanıdığını söylüyor. Hop 2dk. sonra Deniz orada.
Uzun bir hooooooooop ve ertesi gün feribota binmeden önce Deniz’in Bozcaada’daki “İsviçre Çakısı” tabir ettiği atölyesindeyiz.
Gümüş ve altın kaplama takıları,
Lisa Cortiler’i,

ev yapımı erik suyunu içtiğimiz güzelim bahçesi sonsuza kadar orada kalma arzularımızı canlandırıyor.

Ada’ya gidildiğinde mutlaka uğranması gereken ama bilinmeyen ve kesinlikle Ada’daki diğer butiklerden çok farklı bir yer. Adresini soracaksınız ama hatırlamıyorum. Seyahatperest’e mutlaka bakın, Özge kesin yazar. Benim tek hatırladığım Ada’daki kınaların yapıldığı meydana yakın ve 29 numara olduğu. Yalnız kapıda numara yazmıyor,
bahçesindeki mor tüllerden tanırsınız.
Bozcaada’nın beğendiğim çok yönlü bir diğer butiği Modada oldu.

Doğal kumaşlardan elbiseleri bluzları güzeldi de, seramik melekleri daha da güzeldi. Nitekim şu anda salonun ortasındaki sehpada altın kanatlı 2 kırmızı meleğim var.
Modada’yı da Eski Postane’ye (şimdi bir otel) giderken yolda bulduk. Adresi yok 🙂 ama sorun söylerler.
Ada’da bir de Naciye var. Sanırım en bilinen butiği Ada’nın. Benim görmek isteme nedenim Fatma Ayyıldız’ın Türkbükü’ndeki butiğinden farklı tasarımlar bulmaktı. Hayal kırıklığı yaşadım ama diğer açılardan orijinal bir yer. Malesef kıyafet denemekten resim çekmeyi unuttum, o yüzden Bozcaada Rehberi‘nden bulduklarımı paylaşıyorum. Adresi de orada mevcut.



Bozcaada’da neler yaptın, neler önerirsin, neler önermezsin derseniz buyrun size mini bir Ada Rehberi:
  • İlk 2 gün 9Oda’da kaldık. Merkezde, temiz, otoparkı olan bir yer. Yola bakan odada kalırsanız hapı yuttunuz, sabah pazara giden traktörlerin sesleriyle uyarnırsınız. Arka odalardan isteyin.
  • 9Oda’nın sokağının sonunda Bakkal var. Makarnalarıyla ünlü ama muhabbeti daha iyi ki 3. tesadüfümüzü de burada yaşadık. Sohbet sohbeti açtı, blogcuyuz, dergiciyiz derken Ada’nın yeni oteli Limani’nin sahibi (9 yıl Avustralya’da yaşadıktan sonra “nedense” Türkiye’ye dönen) Akın’la tanıştık. Son gecemizi orada geçirmek üzere davet edildik. Çok uzatmadan söyleyeyim bundan sonraki gidişlerimizde burada kalınacak! Tesadüf neresinde derseniz bundan 2 ay önce klasik otomobilcilerle Çanakkale’ye gittiğimizde Limani Otel’de kalmıştık. Orası da çok sevimliydi ve muhteşem bir manzaraya sahipti. Burası Bozcaada versiyonuymuş! Sabah kale manzarasına uyanıyorsunuz, her yer sessiz, odalar ferah.

    Bir de Rıfkı var. Orada kaldığım tek gece yattığım Rıfkı. Muhteşem bir Fransız Bulldog ve henüz 6 aylık!
  • Limani’nin restoranı Raki. Bozcaada’nın en yeni ama en iyi restoranı diyebilirim. Ayrıca manzarası en iyi olanı da!
  • Ah çok pardon, sanırım Lodos Ada’nın en iyi restoranı konusunda Raki’yle başabaş kalabilir.
    Sakızlı enginarı, Grek mücveri ve karadut soslu sütlü tatlısını unutmak mümkün değil! Neredeyse oradaki her günümüzde gidip yemiş olmamıza kaç puan?!?
  • Bozcaada deyince şaraptan bahsetmemek olmaz tabii. Talay, Çamlıbağ fabrikası ve satışı merkezde olanlar. Corvus merkezde tadım yaptırmayarak sevimsiz bir portre çiziyor. Tadım için merkezin dışına gitmeniz gerekecek. Dışardaki binası da beton bir bina ama en güzel şaraplar da onlarda kanımca. Ada’da size Toskana keyfi yaşatan tek bir marka var: Gülerada. Şarapları mayasız yapıldığı için asla baş ağrısına neden olmuyor. Reçelleri ise şahane. Önerilerim: Gelincik, karpuz ve patlıcan.



  • Ve Ada’nın güzel sokaklarından son bir kaç resim…

Tweet about this on TwitterShare on Facebook
GerçekSen'e Abone Olsana