65 Yaşında bir Fıstık!

65 Yaşındaki Fıstık!

1 Temmuz 1946’da Pasifik Okyanus’unda bir adada yapılan nükleer bir test, Cilalı Taş Devri’nden (MÖ. 5600) kalma olduğu tahmin edilen ve Çatalhöyük’te bulunan ana tanrıça heykelciği ve Roma İmparatoru Diokles Dönemi’nden (MS.286-305) kalma, Sicilya’da bulunan mozaiklerin ortak noktası ne olabilir?

Bir ipucu: kadınları ilgilendiriyor. Bir ipucu daha: bir giyecek. Son bir ipucu: deniz. Aradığım cevabın bikini olduğunu artık tahmin etmişsinizdir. Bugün bildiğimiz haliyle yani modern bikini 1946’da İsveçli mühendis Louis Reard tarafından tasarlandı. Tabii ki öncesinde kadınların denize girerken giydikleri, iki parçadan oluşan deniz kıyafetleri vardı ancak Reard’ınki göbek deliğini gösteren ilk modeldi. Şu anda bize bir anlam ifade etmeyen bu bilgi, 1946’da sansürcülerin korkulu rüyası gerçek oluyor demekti. O güne deyin ne erkek ne de kadının göbek deliğini göstermesi yasaktı. Yıllar geçtikçe deniz kıyafetleri vücudu tamamen kaplayan elbiselerden, vücuda oturan kısa tulumlara oradan mayoya ve hatta iki parçalı yüzme kıyafetlerine dönüşmüş, bu süreçte yavaş yavaş bacakları, kolları ve en son karnı ortada bıraktıkları için büyük krizlere neden olmuş olsalar da göbek deliği her zaman bir kırmızı çizgiydi. Çünkü göbek deliği bel bölgesinin bir parçası olarak değil, cinsel bölgenin başladığı yer olarak kabul ediliyordu; bir kez göründü mü mayonun alt parçasının daha aşağı, daha aşağı, daha da aşağı inmesi için önü açıldı demekti.

Louis Reard 5 Temmuz’da tanıtımını yapacağı bu modele isim arıyordu. Sadece 4 gün önce Pasifik Okyanusu’ndaki Bikini Adası’nda Amerikan ordusu nükleer bir test yapmıştı. Reard, bu yeni modelin kültürel, sosyal ve ahlaki anlamda yaratacağı bomba etkisini tahmin ederek ona bikini adını verdi. Tahmini doğru çıktı. Öncelikle modelini tanıtacak bir manken bile bulamadı. Tüm mankenler bikini için fazla ahlaklıydı. Bikininin tanıtımını Micheline Bernardini isimli bir striptizci yaptı.

Kadınlar için özgürlüğü temsil eden bu giysi tabii ki kilise tarafından kınandı, İspanya, İtalya, Portekiz ve Amerika’nın bir çok eyaletinde yasaklandı. Moda dergileri bile az biraz edebi ve ahlakı olan bir kadının bikini giymeyeceğini yazıyordu. Uzun lafın kısası bikini 1946’da doğmuş olsa da 50’lilerin sonuna kadar yanına pek yaklaşan olmadı.

Çatalhöyük ve Sicilya’ya ne oldu derseniz… Bikiniye benzeyen ilk kıyafetin topraklarımızda doğduğunu söyleyebiliriz. Çatalhöyük’te bulunan kalıntılarda bikini benzeri iki parçalı kıyafetlerle kadın figürleri resmedilmiş, heykelcikleri yapılmıştı.

Sicilya’daki Villa Romana del Casale’de bulunan resimler ise Eski Roma’da kadınların spor yaparken bikini giydiklerini göstermekte.

Peki ne oldu da binlerce yıl öncesi için gayet normal olan bu giysi, günümüze yakın yıllarda bomba etkisi yaratan bir günah keçisine dönüştü? Binlerce yıl önce anaerkil olduğu tahmin edilen toplumlarda kadın daha özgür, daha güçlüydü ve yönetici konumundaydı. Yıllar geçtikçe özgürlüğü elinden sistematik bir biçimde alınan kadın toplumun yargılarına göre davranmak ve giyinmek zorunda kaldı. Bu nedenle bikininin yeniden doğuşunun yüzyıllar almasını şaşırarak karşılamak mümkün değil.

Bu yeniden doğuşun 2.Dünya Savaşı’nın bitimine rastgelmesi büyük bir şanssızlıktı. Kadın 40’larda erkekler savaşa gittiği için iş gücüne zorunlu giriş yaparak yeniden özgürlüğünü kazanmışken, savaş sonrası yine “evinin kadını, çocuklarının anası” olması beklenen 50’li yıllar başlamıştı. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra kadın için korsesini çıkartıp atmak nasıl özgürlüğü ifade ediyorsa, 2.Dünya Savaşı’ndan sonra denize bikiniyle girebilmek de aynısını temsil ediyordu. Ancak özgürlükçü sosyal devrimin gerçekleştiği 60’lara gelinmeden bikini giymek sinemanın ünlü yüzlerinin tekelinde kalacaktı.

50’lilerde sinemada bir çok ünlü oyuncunun farkedilmek ve kariyerini hareketlendirmek için bikiniyi kullandığı bir gerçek. Bu isimlerden akla ilk gelen Brigitte Bardot’nun 1953 Cannes Film Festivali’nde verdiği bikinili pozlardan sonra sinema tarihine geçtiğine şüphe yok. Bardot’nun, BB’den sonra en popüler takma isminin Bikini Kızı olması da tesadüf değil.

Aslına bakarsanız sinema tarihinde ünlü kadın oyuncuların, bikini isminin hakkını vererek bomba etkisi yaratan sahnelerini de unutmak mümkün değil. İlk Bond kızlarından Ursula Andress’i de ünlendiren meşhur bikini sahnesidir. Hatta aynı sahneye yıllar sonra bir başka Bond filminde Halle Berry tekrar hayat vermişti.

Fark sadece bikininin rengiydi. Unutulmaz bikini sahnelerinden en yakın zamanda şahit olduğumuz ise ikinci Charlie’nin Melekleri filminde Cameron Diaz ve Demi Moore’un sörf tahtalarıyla denizden çıkışıydı.

Neyse ki 60’lar geldi ve o zamana dek Hollywood yıldızları sayesinde bikini popülerleşti. 60’larda özgürlüğünü yeniden kazanmaya başlayan kadın mini etekle birlikte bikiniyle de bir moda devrimi yapmış oluyordu. Bir bakıma bikini kadının değil, kadın bikininin özgürlüğe kavuşmasını sağladı.

Daha sonraki dönemde bize şu anda çok önemsiz ve basit gibi görünen ancak zamanı için devrimsel nitelikte olan tasarımsal değişimler olsa da 70’ler bugün için bile cesur sayılacak gelişmelere sahne oldu. 60’ların sonunda başlayarak esas ivmesini 70’lerde kazanan feminist hareketle bikini iyice küçüldü. Feministlerin kadının hareketlerini kısıtlayıcı ve rahatsız sütyenden kurtulmak için yaptığı protestolar 1968’deki Dünya Güzellik Yarışması’nda çıkartıp sütyenlerini yakmalarıyla sınıra dayandı ve tüm dünyada duyuldu. Günlük hayatta sütyenden kurtulan kadın 70’lerde plajda bikininin üstünden kurtuldu. Bikininin doğduğu yer olan Fransa başta olmak üzere Avrupa’nın bir çok ülkesinin plajlarını bu trend kasıp kavururken fazlaca muhafazakar olan Amerika’da 80’lerden önce görünmesi mümkün olmayacaktı.

Bikinide 80’li yıllarda yaşanan değişimin ise artık kadının özgürleşmesiyle bir ilgisi yoktu. Bu defa bambaşka bir sebep vardı. Bu değişimin kaynağı yepyeni bir spor dalıydı: Aerobik.

Müzik eşliğinde yapılan esneme hareketlerinden oluşan bu egzersizde vücudun rahat hareket edebilmesi için mayo giyiliyordu. Bacaklar ve kolların rahatlığı için mayonun tasarımında kalça ve omuz kısmında geniş oyuklar vardı. Aerobik kısa sürede popülerleştiği için mayo tasarımındaki bu değişimler kısa sürede plajlara da yansıdı.

Çok süre geçmeden, sadece 90’lara gelindiğinde tam tersine bir trend görüldü. Bikininin boyutları büyüyordu. Özellikle bikini üstleri yarım atlet şeklinde tasarlanmaya başlamıştı. 50’lerde sansürden, 60’larda sosyal devrimden, 80’lerde spordaki yeniliklerden etkilenen bikini bu defa bambaşka bir durumdan etkileniyordu: Ozon deliği.

Artık etrafta güneş ışınlarının kanserojen etkisinden bahsediliyordu. Korunmak için plajda vücudu daha iyi örten bir bikiniye ihtiyaç vardı.

90’larda doğaya yaptıklarımızın bize gaz, su, elektrik olarak döndüğünü görünce 2000’li yıllarda kendimize bir çeki düzen vermeye çalışıyoruz. Doğayla dost, doğaya zarar vermeden üretilen ürünler kullanmanın önemini en azından bazılarımız anladı ve tercihlerini bu doğrultuda yapıyor. Nasıl otomobilin, kıyafetlerin, yiyeceklerin doğayla dost olanı çıktıysa bikinide de durum aynı. Organik koton, sürdürülebilir soya ve bambudan bikini üreten Niksters markasının kullandığı dekoratif parçalar da dünyanın tropik bölgelerinden toplanan deniz kabukları, inciler, çakıl taşları, hindistan cevizi kabukları. Doğa dostu oldukları yetmez gibi çevreci hayır kuruluşlarına da satıştan belli bir pay aktarıyorlar. Ayrıca çalışanları ağaç dikimi, plaj temizliği gibi çevreci aktivitelere de katılıyor. Ürünleri merak ettiyseniz www.niksters.com ‘a bakmanız yeterli.

Artık günümüzde sadece plajda giyilen bir kıyafet olmaktan öte bir yeri var bikininin. Sahip olduğu tasarımlar, üzerindeki işlemeler, kullanılan kumaşlarla kimini neredeyse gece çıkarken giymek mümkün.

Bu markalara en iyi örnek olan Rosa Cha’nın modelleri rahatlıkla yaz akşamları bir bluzun içine ya da eteğin üstüne giyilmeye müsait.

Ancak plajdan gece davete gidecekmiş gibi görünmek istemeyenlerimiz için de son yıllarda farklı tasarım, doku ve dikimleriyle son derece rahat etmemizi sağlayan bikini markaları da var. Taka Wear, Melissa Odabash, Eres gibi markalar son derece sade modelleri ancak kadın vücudunu en iyi şekilde gösteren ve destekleyen teknolojileriyle öne çıktı.


Melissa Odabash’ın bikini üstlerinde rahatsızlık veren metal destekleyiciler yerine, astar içine kıvrılıp bükülerek dikilen lastikler kullanması ve bunun için genelde bikinilerde kullanılan malzemeler yerine daha hassas olan iç çamaşırı malzemelerine yer vermesi bikinilerinde birinci tercih sebebi.

Yüzmek için gerekli bir plaj kıyafeti olarak yola çıkıp modanın vazgeçilmez bir parçası haline gelen ve sadece iki avuç içi kadar olan bu giysi, yıllar boyunca kalkıştığı boyundan büyük işlerin üstesinden bileğinin hakkıyla geldiğinden kadınlar için anlamı büyük. Çünkü bikini sadece bir kıyafet değil, kadın özgürlüğünün altında yatan ideolojinin kahramanlarından da biri.

Tweet about this on TwitterShare on Facebook
GerçekSen'e Abone Olsana